Clint Eastwood

Belki de maço film yıldızlarının simgesi olan Clint Eastwood, uluslararası sinemada bir standart haline gelmiştir. Fabrika işçisi anne Margaret Ruth (Runner) ve çelik işçisi baba Clinton Eastwood’un oğlu olarak 1930 yılında San Francisco’da doğdu. Eastwood kısa bir süreliğine Los Angeles City College’a devam etti ama oyunculuğu sürdürmek için okulu bıraktı. O, uzun soluklu TV dizisi Rawhide (1959)’da ilk atılımını yapana kadar Revenge of the Creature (1955) ve Tarantula (1955) gibi B-filmlerde ufak işler buldu. Rowdy Yates rolüyle kendini gösterdi ve ülke çapında bir isim haline geldi. Eastwood, A Fistful of Dollars (1964) ve Per qualche dollaro in più (1965) gibi spagetti kovboy filmlerinde daha büyük ve daha iyi şeyler buldu ama onun damga vurduğu rollerden birini bulduğu film Il buono, il brutto, il cattivo(1966) üçlemesinin üçüncüsüydü. Film büyük bir hit oldu ve ona anında uluslararası ün getirdi. Onu ikinci Dünya Savaşı destanı Where Eagles Dare(1968)’da Richard Burton ile; alışılmadık müzikal Paint Your Wagon (1969)’de Lee Marvin ile ikinci derece roller oynamadan önce onun ilk Amerikan yapımı kovboy filmi olan Hang ‘Em High (1968) izledi. Eastwood Two Mules for Sister Sara (1970) ve Kelly’s Heroes (1970)’da sıradışı mizah ile sert adam aksiyonunu birleştirdi.

1971 yılı, en iyisi olmasa da, onun filmlerde en iyi yıllarından biri olduğunu ispatlandı. O, The Beguiled (1971) ve kült klasiği Play Misty for Me (1971)’de başrol oynadı. Dirty Harry (1971)’deki keskin hatlı polis müfettişi rolü, Eastwood’u süperstar konumuna yükselten ve hatta bugüne kadar taklit edilen delifişek polis tarzının icat edildiği rol olmuştur. Eastwood takip eden yıllarda sürekli kaliteli filmler yaptı, Jeff Bridges ile karşılıklı oynadığı Thunderbolt and Lightfoot (1974); Dirty Harry dizileri: Magnum Force (1973) and The Enforcer (1976); kovboy filmleri: Joe Kidd (1972), High Plains Drifter (1973) ve The Outlaw Josey Wales (1976); gerçeğe dayalı gerilim Escape from Alcatraz(1979). 1978 yılında Eastwood Every Which Way But Loose (1978) ile o zamana kadar olan kariyerinin en büyük hiti olan komedi tarzına yöneldi. Artış göz önüne alınacak olursa, hala öyle.

Eastwood, gişe rekorları kıran Every Which Way But Loose (1978)’un devam filmi Any Which Way You Can (1980) ile seksenlere atladı. “Make my day” (Günümü gün et) Eastwood’un marka sloganı olurken, dördüncü Kirli Harry filmi Sudden Impact (1983), zincirin en yüksek gişe hasılatı elde eden filmi oldu. Eastwood ayrıca, büyük hitlere sahip Firefox (1982), Tightrope (1984), City Heat (1984) (Burt REynolds ile), Pale Rider (1985) ve Heartbreak Ridge (1986)’de başrol oynadı. Eastwood 1988 yılında beşinci ve son Dirty Harry filmi The Dead Pool (1988)’u yaptı. Genel bir başarı olmasına rağmen, önceki filmlerinin gişe hasılatı yoktu. Kısa bir süre sonra, Pink Cadillac (1989) ve The Rookie (1990) gibi düpedüz bombalarla, Eastwood’un yıldızının daha önce hiç olmadığı kadar düştüğü aşikar oldu. Daha sonra, Bird (1988)’ün yönetmenliği, Charlie Parker’ın biyografisi, başrolünü oynadığı ve yönettiği White Hunter Black Heart (1990), dengesiz gevşek bir John Huston biyografisi gibi daha kişisel projeler almaya başladı.

Ama Eastwood, ilk olarak ona En İyi Yönetmen dalında Oscar kazandıran ve En İyi Erkek Oyuncu dalında adaylık getiren kovboy filmi Unforgiven (1992) ile geri geri gidiyordu. Sonra büyük bir hit olan In the Line of Fire (1993)’da gizli servisi oynadı, bunu Kevin Costner ile oynadığı, ilginç ama başarısız olarak kabul edilen drama, A Perfect World (1993) izledi. Sıradaki The Bridges of Madison County (1995), bir kez daha başarılı olan bir aşk hikâyesiydi. Eastwood’un sonraki filmleri sertti ama hiçbiri gerçekten çıkış yapamadı. Onların aralarında iyi olarak kabul edilen, Absolute Power (1997) ve Space Cowboys (2000); kötü olarak kabul edilen True Crime (1999) and Blood Work (2002). 2004 yılında Million Dollar Baby(2004)’nin yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlenip, başrolünü oynadığında Eastwood bir kez şaşırttı. Film Eastwood’a En İyi Yönetmen dalında Oscar ve ikinci kez En İyi Erkek Oyuncu adaylığını kazandırdı. Onun diğer başarıları da Mystic River (2003), Flags of Our Fathers (2006), Letters from Iwo Jima(2006) ve başrolünü Angelina Jolie’nin oynadığı Changeling (2008) gibi çok ödüllü filmlerde yönetmenlikti. Oyunculuğa dört yıl ara verdikten sonra, Eastwood’un ünlü dram filmlerinden Gran Torino (2008) ile beyaz perdeye geri dönüşünde hafta sonu açılışının ona 30 milyon dolar getirmesi, gişe hasılatında şikâyet edilecek bir düşüş olmadığını ispatlıyor. 2015 yılında One Soldier’s Story: The Journey of American Sniper adlı kısa filmle hala ekranlarda olmaya devam edecek.

Eastwood son derece karmaşık kişisel hayatını saklı tutmayı başarmış ve Magazin basınında nadiren öne çıkmıştır. Onun sık sık başrolü paylaştığı Sandra Locke ile uzun süreli bir ilişkisi vardı ve yalnızca iki tanesi evliliğinden olmak üzere altı farklı kadından sekiz çocuğu vardı. Eastwood zamanını Carmel ve Los Angeles arasında bölüyordu.

Sen de Yorum Yapmak İster Misin?

  1. Bi yorum! dedi ki:

    adam efsane ya !!!